30 Eylül 2009 Çarşamba

Sabır sabır

16. ayımıza girdik.15. aydan çok büyük değişiklikler olmadı.Sadece karşıma daha sabırsız , her şeyin anında olmasını isteyen , bağırdıkça bizim bakışlarımızı görüp daha çok bağıran bir Tuna ortaya çıktı bu ay.
Benim okula başlamam, kendini farketmeye başlaması ve 1 aydır patlamayıp üstüne üstlük deri altına kan oturan dişin rahatsızlığı böyle bir kimya yarattı Tuna'mdaBu dönemi atlatmanın tek yolunun sabırdan geçtiğini, anne ve babanın birlikte hareket etmesi gerektiğini biliyorum.Şimdiye kadar hep sakin hiç problem çıkarmayan bir kişiliğe sahip olan Tunamın bu halleri bizi biraz zorlamaya başladı.Anne baba olarak bu konuda ikimizinde yaptığımız yalnışlar var.Sanırım ikimiz niye bu çocuk sebepsiz yere ağlıyorki? Her istediği anında olmaz ki? gibi sorular soruyoruz ve Tunamında her çocuk gibi böyle bir süreçten geçeceğini yeni yeni sindirmeye çalışıyoruz.Ve bu konuların onun yanında konuşulmaması gerektiğini bir kez daha görüyoruz.Çünkü her şeyi anlıyor.( Babaaa sana ve bana güzel bir seminere çekicem)

Anne: Babası bugün oğlun beni fena ısırdı ne yapcaz gidgide huyu değişmeye başlıyor?
Çocuk bakar, sırıtır ve anne ya da babayı ısırmaya çalışır:))

Bir ara sürekli yüzümüze vuruyordu onu atlatmaya başladık ama ısırmaya döndü olay. Ama tam ağzını elime yanaştırıyor bu durumda elimi çekmiyorum. '' Annecim ısırınca canım yanıyor deyince'' hemen geri adım atıyor. Demekki anneye burdan bir ders daha çıkıyor sakince olayı büyütmeden konuyu açıklarsan sorunda çözülmüş oluyor.

Yok ben anladım bu işi sorun şurda biz ebeveynlerin yaptığı yalnış sürekli onlara emir verip kendi istediklerini yaptırmaya çalışması, sabredememeleri, karşımızdakininde bir birey olduğunu unutmaları.
Evvett olayı anladım ama işi nasıl çözümleyeceğim bakalım.

Ps: Bu çıkacak dişe kan oturması normalmidir bir bilginiz var mı?

28 Eylül 2009 Pazartesi

Ailede disiplin 2

Ahanda başka disiplin yolları. Acaba tanıdık geliyormu bir yerlerden? Biraz uzun oldu ama


Çocukların gösterdiği uyum ve davranış sorunlarının nedenlerinden birisi de anababalarının onlara uygun sınırlar koymamalarıdır. Bazı ailelerde disiplin yok gibidir. Çocuğun tüm davranışları hoşgörüyle karşılanır. “Çocuktur yapar”, “O daha çok küçük yüklenmeyelim” düşünceleriyle çocuğa sınırsız haklar tanınır.

Çocuk istenmeyen bir şey yaptığında anababa yumuşak bir şekilde “Yapma” mesajı verir, defalarca aynı mesajı tekrarladıktan sonra ikna edici nedenler ve açıklamalarda bulunulur. Bu arada çocuk istediği şeyi yapmaya devam etmektedir. Bazı evlerde ise disiplin vardır ancak ne zaman, nerede uygulanacağı belirsizdir. Annebabanın tutumu aşırı hoşgörü ile sert cezalandırmalar arasında gidip gelmektedir. Normalde izin verilmeyen bir davranış, anne babanın uğraşacak zamanı olmadığında ya da keyifleri yerinde olduğunda görmezlikten gelinir. Çocuk nerede durması gerektiğini bilemez. Davranışlarını “Ne zaman yaparsam cezadan kurtulurum” sorusuna göre ayarlar.Anne babalar kendi ruh durumları, çocuğun yapısı ve çevre koşulları nedeniyle çocuklarına karşı tutarsız davranabilirler. Hiçbir evde her zaman tutarlı olmak mümkün değildir. Burada sözü edilen tutarsızlık sürekli devam eden tutarsızlıktır. Birgün görmezlikten gelinen davranış, ertesi gün ağır ceza görüyorsa, annenin yaptığını baba bozuyor ya da babanın verdiği cezaya anne karşı çıkıyorsa, tutarsızlık gerçekten vardır. Tutarlı olmayan yaklaşım gevşek ve katı tutumların tüm sakıncalarını taşır. Çocukların sorumluluk almalarını engeller hem de onları aşırı deneme ve isyana teşvik eder. Tutarsız yaklaşım içinde annelerin sık başvurduğu yollardan birisi de acındırma yoludur. “Beni çok üzüyorsun”, “Sizin yüzünüzden hasta oldum”, “Beni birazcık seviyorsan yapma” diyerek çocuğun söz dinlemesini sağlamaya çalışan anneler vardır. Bu yolla çocuk endişelenir ama yine söz dinlemez hatta daha hırçın davranır. Bütün gün bağıran, azarlayan, söylenen anneler vardır. Çocuk davranışını annenin ses tonuna göre ayarlamayı öğrenmiştir. Anne en yüksek ses tonuyla bağırmadan söz dinlemez. Babaya şikayet etmek, babanın öfkesiyle korkutmak da diğerbir tutarsız yaklaşım örneğidir. Akşam baba eve gelinceönce çocukların bütün gün yaptıkları anlatılır daha sonra “Bu seferlik affet babası bir daha yapmayacağına söz versin” denilerek babayla çocukların arasına girilir. Çocuk uyarıların uygulanmayacığını öğrenir, ertesi gün aynı senaryo tekrar yaşanır. Uygulanması sakıncalı olan ama anababaların sık başvurduğu yöntemlerden birisi de çocuğa küsmektir. “Konuşma benimle, ben senin annen değilim”, “Git başka anne bul” cümleleriyle çocuğu yola getirmeye çalışmak ve bunu uzun süre sürdürmek çocuğa küsmeyi öğretir. Çocuk tedirgin olur ve annenin kendisiyle barışması için elinden geleni yapar. Sonunda zaten vicdanı rahat olmayan anne hiçbirşey olmamış gibi barışır. Bazen anne çocuk arasındaki ilişki küslük öncesinkinden daha yakın olur.
Bir disiplin aracı olarak söz edilmesi uygun olmayan ama günümüzde halen uygulanmakta olduğu için üzerinde durulacak bir yöntem dayaktır. Dayak bir anlık öfke ile başvurulan, çoğu kez amacını aşan bir cezadır. Öğretici değeri olmayan, etkisi kısa süren bir yıldırma yöntemidir. Dayak yiyen çocuklar çoğunlukla neden dayak yediklerini unuturlar. O gün babasının kendisini dövdüğünden yakınan bir çocuğa o gün neler olduğu sorulduğunda, olayı hatırlamadığını söyleyecektir. Aklında kalan tek şey dayak yemiş olduğudur. Disiplin, bir eğitim aracı olarak düşünüldüğünde korkutma, utandırma, gururunu kırma gibi kavramlarla iç içe olmamalıdır. Disiplinin iki temel amacı vardır; Birincisi, çocuğa anlaşılır, kesin ve sınırları olan, güvenli bir ortam sunmaktır. Bu ortam çocuğun sağlıklı gelişimi için gereklidir. Disiplinin ikinci amacı ise, çocuğun kendi kendini yönetme yeteneği yani özdenetim kazanmasıdır. Çocuk denetim altında değilken de öğrendiklerini uygulayabilmeli, kurallara uymayı sürdürebilmelidir. Anababası yanındayken kurallara uyan, ama denetim kalkınca çığrından çıkan çocuk özdenetim yeteneği kazanmamış demektir. Bazı anababalar, disiplini, sorun olduğu zamanlarda başvurulacak uygulamalar olarak görürler. “çocuğum söz dinlemediği zaman ne yapmalıyım?”, “Bana vurduğu zaman ben de ona vurabilir miyim?”, “verdiğimiz hiçbir ceza işe yaramıyor, ne yapacağımızı şaşırdık” ifadeleri bu bakış açısını tanımlar. Bu anababalar için disiplin, acil durumlarda dokunulması gereken bir alarm düğmesidir. Böyle bir disiplin anlayışı eğitici değil cezalandırıcıdır. Önceden bir hazırlık yoktur, olay anında tepkisel yaklaşılır. Bu duruma gelmemek için disiplin, yaşamın bir parçası olarak görülmeli, “sorunları önceden önlemek için neler yapmamız gerekiyor” sorusuna yanıt aranmalıdır. Anababaların etkili ve kesin sınırlar koyamamasının bir nedeni de çocuklarının sevgisini kaybetme korkularıdır. Çocuklar anababanın bu korkusunu hissederler ve sınırlarla karşılaştıklarında onları sevmemekle tehdit ederler. “sen kötü bir annesin, senden nefret ediyorum”, “çok acımazsızsın, beni hiç sevmiyorsun” gibi cümlelerle annebabaya geri adım attırmayı başarırlar. Hiçbir çocuk sınırları isteyerek, memnuniyetle kabul etmez. Çocuğun kural koyan anababaya “Bu kuralları benim iyiliğim için koyduğunuzu biliyorum, iyi ki kurallarınız var” demesini beklemek yanlıştır. Anababa olmanın zor taraflarından birisi de konulan kurallar nedeniyle çocuğun kızgın olmasını tolore edebilmek ve geri adım atmamaktır. Çocuğuyla yakın ilişki kurmayı onunla “arkadaş” gibi olmakla karıştıran anababalar da vardır. Arkadaşlık ilişkisinde eşitlik vardır, taraflar biribirlerine öneride bulunabilir, kararlar uzlaşarak alınır, yaptırım yoktur. Önerilen şey istenirse yapıluır, istenmezse yapılmaz. Oysa çocuklar için evde tutarlı kurallar ve sınırlar koyan, sevgi ve destek veren bir anababa gereklidir. Anababa sınırını koymalı, çok memnun olmasa bile uygulamaya devam etmelidir.


Disiplin İçin Önemli İlkeler

1. Tutarlılık disiplin için en önemli ilkelerden biridir. Anababa çocuğu uygun olmayan bir isteğine birkaç kez “Hayır” dedikten sonra sonunda “Evet” diyorsa, çocuk ısrar etmesinin işe yaradığını öğrenecektir.
2. Anababanın sözbirliği ve işbirliğ yapması disiplin için gereklidir. Anne çocuğa “Dışarı çıkmadan önce oyuncaklarını topla” dediğinde baba “Bırak gitsin, arkadaşları bekliyor” diyorsa çocuk işine gelen kuralları dinleyecektir.
3. Anababa davranışlarıyla çocuğa örnek olduğunu unutmamalıdır. Anne baba öğrettikleri kuralları kendilerinin de sergiliyor olması gerekir. Kardeşine vurduğu için çocuğunu döven bir baba “kimsenin kimseye vurmaması gerekir” kuralını önce kendisi bozmuş olur. Çocuklar anababaların birbirilerine nasıl davrandıklarını gözlemlerler. Eşini sürekli eleştiren ya da ona alaycı bir şekilde yaklaşan bir babanın yanında çocuğun kardeşine olumlu ve saygılı davranması beklenemez.
(Yukarıdaki bilgiler bir siteden alıntıdır.)

Annelere evde disiplini sağlamanın 13 yolu

Bu günlerde Tuna'la sorunlar yaşıyoruz. Herşeyi ağlayarak istemeye, olmayınca ısırmaya çalışıyor. Galiba '' two terrible'' dönemine yaklaşıyoruz. İlgiyi başka yöne çekince sorun yok ama bazen konuşmak bile fayda etmeyebiliyor. Net'de araştırma yaparken aşağıdaki yazıya rastladım.Bu dönemle ilgili değil çok bence bu konuların hepsi birbiriyle ilişkili..


Anneler için evde disiplini sağlama yolları

Evde Disiplin
1-Çocuğunuzun dünyasına girin,onu dinleyin. Onun duygularını keşfetmeye çalışın.
Onların zihin yapıları,merakları ve ruh dünyaları yetişkinlerden farklıdır.
Bu yüzden ‘Bu konuda sen ne düşünüyorsun?’ gibi sorular sorarak
Onların duygu ve düşünce dünyalarını öğrenmeğe çalışmalıyız.
3-Hoş görülü ve kararlı olun.
Hoş görülülük çocuğunuzun kendisini daha iyi hissetmesine ve sınırlarını öğrenmesine ve işbirliği ruhuna sahip olmasına neden olur.
4-Neden soruları yerine Ne –Nasıl sorularını sorun
‘ ‘Bunu neden yaptın ? ’’, ‘ Neden sinirlisin?’’ v.b. sorular çocuklara yargılayıcı ve tehdit edici gelebilir.Bunun yerine ‘Ne oldu ?, ‘Nasıl oldu ?’
gibi sorular sorarak onların duygu ve düşüncelerini öğrenerek ,kendi çözüm yollarını üretmelerine,düşünce güçlerini geliştirmelerine yardımcı olunmalıdır.
5-Çocuğunuzu dinleyin.
Bir takım yorumlar yapmadan,neler hissettiğini dinleyerek,çocuğunuza bazı duygulara sahip olmasının son derece doğal olduğunu gösterin.Çocuğunuzun kelimeleri arasındaki duygularına kulak verin.
6-Tutarlı olun
Aile olarak kendinize özgü ,açık olarak belirlenmiş,süreklilik gösteren kuralları belirleyin.Tutarlı olduğunuz zaman çocuğunuz şaşırmayacak ve olumlu davranışlar sergileyecektir.Farklı zamanlarda farklı kararlar alıyorsanız ve bu kararlarınızın mantıklı ve tutarlı bir sebebi varsa onu açıklayın ki çocuğunuz sözlerinizde tutarsızlık görmesin.
Örneğin;Yarım saat önce pencereyi kapatmasını söylediniz.ama şimdi aç diyorsanız bunun mantıklı nedenini de belirmelisiniz.
7-Çocuğunuzu başka çocuklarla kıyaslamayın.
Her çocuk ayrı bir dünyaya sahiptir.Ayrı ayrı yetenekleri ayrı ayrı zekaları ve ayrı ayrı ruh yapıları vardır.Bu yüzden başka insanlarla olumsuz bir şekilde kıyaslanmak bırakın çocukları büyük insanlar bile üzülür.
8-Sorun meydana getiren davranışların kaynağını bulun
Sorun meydana getiren davranışların kaynağı bilinirse;Sorunların çözümü daha kolaylaşacaktır.Yanlış çözüm yolları problemin çözümünü kolaylaştırmayacağı gibi problemi büyütebilir ve daha başka sorunların ortaya çıkmasına sebep olabilir.
9-Hatalarını yüzüne vurmak yerine onlara yalınlık gösterin.
10-Karşılıksız sevin ve sevginizi hal ve hareketlerinizle gösterdiğiniz gibi dilinizle de söyleyin.
11-Çocuklarınızı evinizdeki problemlerde çözüm üretme sürecine katılmalarını sağlayın.
12-Çocuğunuza özel olduğunu gösterin.
13-Gerektiğinde hayır demesini bilin

26 Eylül 2009 Cumartesi

Disko disko 2

Halimiz pek perişan ama keyfimize diyecek yok..


video

24 Eylül 2009 Perşembe

Bayram öpücüğü

Çocuğum yazık öpsem mi? başıma mı koysam? iki arada kaldı. Babasıı en kısa zamanda daha iyi çeken bir makina istiyoruz.

video

23 Eylül 2009 Çarşamba

14 Eylül 2009 Pazartesi

yaz babam yaz

Güzel oldu. Ne zamandır almak istiyorduk IKEA' dan kaptık geldik.Ev mobilya ürünlerini sevmesemde bu tür ürünlerde üstüne yok bu mağazanın.. Mobilya dediğin şöyylee Türk usulü yayıla yayıla uzanabileceğin, kaldırmaya çalışıp kımıldatamayacağın türden olmalı di mi? Yani hakkatten çok kötü geliyor gözüme ürünler.
Neyse biz işimizi hallettik. Tosunum çok sevdi masasını şu ciddiyete bakarmısınız kafayı bile kaldırmıyor:))



12 Eylül 2009 Cumartesi

bilgisayar ve tv manyağı çocuklara

Arkadaşlar e - mailime gelen bir mesajı burda paylaşmak istedim Tuna doğduğundan beri bu konu üzerinde anlamda durdum ve hala TV izlemiyoruz.Kaçamak yaptığımız zamanlarda da içim içimi yiyor kapatıyoruz.Bizde insanın yani..
Geçende Ayça'nın eski postlarını okurken bir blog annesinin neden izlemesin ki çok şey öğreniyor televizyondan diye bir yorum yazdığını okudum. Muhtemelen bu yazı ona ulaşmayacak ama bize biraz daha dikkat için uyarı verir. Aşağıya aynen ekliyorum.

bilgisayar ve tv manyağı çocuklara
> >sahip olan bizler için okunulması şart bir mail!

> >Arkadaşlar Merhaba,

> > >Başımızdan geçen kötü bir olayı sizinle paylaşmak ve sizlerinde nedenleri hakkında dikkatli olmanız konusunda uyarmak istedim.

12 Eylül sabahı 10 yaşındaki oğlum yatağından kalktıktan 10 dakika sonra lavabo'nun önünde kriz geçirdi.
> >Yerde vucudu kaskatı iken
> >titremelerle birlikte, göz bebekleri kayboldu, nefes zorluğu, ağızda köpürmeler başladı.
> >Hemen acile kaldırıldı. Yapılan testlerden sonra konulan teşhis sara(epilepsi) idi.
> >Ilaç tedavisine başlandı.Daha şoku üzerimizden atamadan 9 gün sonra 21 Eylül sabahı 07:00 de oğlum benim yanımda yatakta iken yine kriz geçirdi.
> >Ilk müdahaleyi yaptıktan sonra bu sefer Fakülteye gittik. Orada da yeniden tetkikler yapıldı.
Teşhis aynı idi. Bizdeki belirtilere göre 8-14 yaşındaki çocuklarda görülebilen bir sara çeşidi imiş. Kullanılan ilaç 20-21 gün sonra beyne ulaştığı için,beyin henüz ilaçtan fayda görmeye başlamamış idi.
Araştırmalarımıza göre ve bu konuda en iyisi olduğunu öğrendiğimiz Fakültedeki profesör'den ( Mehmet Okan) randevu almıştık. Dün yapılan görüşme ve muayeneden sonra hocanın bize (sizlere de) dikkat etmemiz gereken konular şunlar idi.

Epilepsi'yi tetikleyen unsurlar 50 Hertz TV' ve Monitörlerdeki resim kaymalarını çocuk beyni daha kolay algılayıp, beyin,istem dışı bu atlamaları takip ettiği için yoruluyormuş. Yorulan beyin daha sonra bir boşalma isteğiyle vucuda nöbet geçirtiyormuş. Bu nedenle mümkünse 50 Hertz üzerindeki cihaz kullanımı. (Avrupa'da 60 Hertz altında TV üretilmesi yasaklanmış.)
Oğlum bu yaz hemen hemen her gün saatlerce 50 hertz olan TV'de playstation ve yanındaki Bilgisayar'da oyun oynadı. Bir çok arkadaşımın çocuğu, yeğeni de aynı durumda olduğu için bu maili hazırlayarak uyarmak istedim.
Tetiklemeyi yapan diğer bir unsur "kafein" yani Kola.
Profesör çocukların beyni için kolanın çok zararlı olduğunu belirtti. Kafeinli
içeceklerden özellikle kola ve enerji içeceklerinden çocukları uzak tutun dedi.
Tetiklemeyi yapan bir diğer unsur da yanıp sönen ışıklar, yani disko ışıkları. Bu ışıkları evde karanlıkta veya loş ışıkta izlenilen Tv veya bilgisayar
oyunları oluşturuyor. Tv' yi en az 3 metre ve aydınlık ortamda izlenmesini ve özellikle söyledi hoca.
Bilgisayarı ise günde en fazla 20 dakika ile sınırladı.
Son nöbetten sonra en az 2 yıl sürekli (kontrollü) ilaç kullanımı ile sorunun epeyce giderilebileceğini ve 14 yaşından sonra %96 oranında bir daha nöbet geçirilmeyeceğini belirtti.

9 Eylül 2009 Çarşamba

Kaşık kullanamama





Katı gıdalara geçen her annenin en çok karşılaştığı sorun yememe sorunu ve çatal kaşık kullanmasını öğretmeye çalışmak olmuştur herhalde..
Tunamın aşağı yukarı yeme ile ilgili çok fazla sorunu olmadı resimlerdende belli oluyor zaten, çatal kullanmada hiç bir sıkıntımız yok ama gel gör ki bu kaşık kullanma beni zıvanadan çıkartıyor. Yaz olduğu için yine balkonda hallediyoruz sayılır ama benim tırlak oğlum kaşığı ufak bir el ahenkiyle şöyyle bir salladımı duvarlar falan çorbaya bulanıyor. Bu sebepten el göz koordinasyonunu geliştirici oyunlara başladık. Amaç nohutları bir tabak diğerine kaşıkla boşaltmak.Ama sonuç görüldüğü üzere kaşık bir kenara bırakıldı , elle pişmemiş nohutları yeme girişimine dönüştü olay.. Anne kişisi yedirmemeye çalışıp;
''Hadi oğlum bak burdan buraya koyacaksın'' denildikçe, oğul kişiside daha çok sinirlenip tüm nohutları etrafa saçmaya başladı ve bir aktivitemizde başlamadan bitmeye yüz tuttu. Sonuçta anne bir yandan oğluşun elinden, ağzından nohutları almaya çalışırken bir yandanda etrafa dağılanları toplama çalışır vaziyette buldu kendini.. Oysaki her şey ne güzel başlamıştı.
Neyse yılmak yok her gün 1 posta deneyeceğiz sonunda öğrenecek nasılsa..

4 Eylül 2009 Cuma

15. ay kontrolü

15. ayımıza girmemizle okul, bakıcı vs gibi durumlarla karşı karşıya kaldık. Anladım ki okul başlayınca ben bloğ aleminde çok fazla olamayacağım. Neyse Bakıcımıza daha ilk günden Tunam alıştı zaten kimseye yabancılık çekmeyen tosun için bu zor olmadı. Beraber kahvaltı, oyun, gezinti deken uyuyor ve ben geliyorum öğlen. Zaten gitmişim gitmemişim çokda umurunda değil sıpamın. Kapıdan geçiriyor balkondanda el sallıyor. Babamıza ise kök söktürüyor gitmesin diye türlü oyunlara başlıyor, çok bozuluyorum bilesin oğluş.. Bu günde aynı şeyi bakıcı teyzemiz giderken yaptı sarılıp boynunada kafayı yaslayınca nasıl ayıracağımı bilemedim .Sanırım mutlu olmalıyım.

Neyse dün dr.umuzla randevumuz vardı tosun 3 ay boyunca 260 gr almasına karşın, 5 cm uzamış galiba kilolar boya gitti. Şu an itibariyle 83,5 cm olduk. Dişlerine bakınca şaşırdı daha öncede yazmıştım ısrarla köpek dişleri geliyor dememe rağmen oda inatla ''sen ne bilirsin kadın ben kaç yıldır bu işi yapıyorum '' diyerek belki de ''azılar gelecek'' dedi fakat tosunum annesinin yanında oldu önce alt ve üst köpekleri,ardından alt azıları , şimdide üst azıları çıkarmaya başladı. Toplamda 14 adet dişimiz oldu.
Aşımız vuruldu biraz huysuzluğumuz üzerindeydi bu ilk oldu. Sürekli '' ıhh ıh'' diye birşeyleri istemesi dikkat çekti.

*Dr: Bu şekilde istemesi konuşmasını güçleştirir. Ne istiyorsun anlamıyorum ki? gibi cümleler kurun.
*Hayvan , nesne, cisim vs. herşeye isimleriyle hitap edin.
( havv havv, burnn burnn, vuu vuu gibi şeyler yok.)
*Artık tuvalet eğitimi zamanı geldi.
Ben: Eğitim derken?
*Dr: Günde 8 10 defa cişş, kaka yaptın mı? yapıcan mı? gibi sürekli sorun . Yapınca 3-4 dakika bezi açmayın rahatsız olsun. ( Bizimki gayet memnun o kokuyla uzun süre kalabilir şahsen) Açtıktan sonra kakayı gösterin koklatın.
*Lazımlık alın. Klozet adaptörünü çocuklar ayakları yere değmediğinden dolayı sevmiyorlar, kendilerini güvende hissetmiyorlar.Kaka yapma belirtileri gösterdiğinde koltuğu kenarlarına saklanma, ıkınma vs. bezini açıp lazımlığa oturtun ancak zorlama yok istediğinde.
*Sifonu falan çeksin biraz oyunla karışık olacak.
( Hee he he biz bu zaten yapıyorduk dr bey)
*Klasik Türk çocuğu gibi elinde ekmek kurabiye bisküvi ile gezen bebeklerden olmayacak .
*Akşam 10'u yatma saati geçmeyecek.( Son iki maddeye doğduk doğalı uyuyoruz zaten.)
Evet kafamda toparladıklarım aşağı yukarı bunlar. Arkadaşlarada faydalı olması vesilesiyle..