19 Ekim 2009 Pazartesi

Biri beni dinlesin!!!!

http://www.pi.web.tr/?p=4677

Pinik kuşun yukarıda belirttiğim postunu okuyunca dellendim. Nerelere geldik elimizden hiç birşey gelmiyor mu yahu!!
Arkadaşlar çok izleyenim yok ama arkadaşlarımın var. Kampanya başlatalım her kez konuyla ilgili ne bulursa bloglarında yayınlasınlar. Öğretmen olan arkadaşlarım başta olmak üzere ( ulaşacakları kitle daha fazla) herkez birbirini bilgilendirsin. mail atsın. Belki birileri duyar, duymasada ürün almazsak marketlerdeki reyonlardan işte o zaman duyarlar. Ben ilk başta velilere göndermek üzere bir yazı hazırlıyorum. Öğrencilerede konuyla ilgili sunular hazırlayacağım. Mutfak hanımların elinden geçiyor ulaşmaya çalışalım. Katılan katılmayan herkese teşekkürler.

15 Ekim 2009 Perşembe

Kitaplarımız geldi!!

Tüm bloglarda ''yok Tracy şunu dedi,tracy'nin kitabında şöyle yazıyor, böyle uygulayın diyor.'' gibi bir sürü yazı gçrünce merak ettim biraz almak için geç kalsakta okuycaz bakalım bu Tracy ne diyor. Gerçeten övülüyor kitap uyguladığında da olumlu sonuçlar alıyormuşsun ben en çok tuvalet eğitimind efaydalı olur diyerekten aldım bakalım okuyalım bir hele..
Diğerinide Büşra önermişti güzel bir kitaba benziyor bakalım ne yazıyor.






Tübitak2ın iki kitabınnı aldık ama Tuna'mın biraz daha büyümesi lazım büyüklükleri öğretirken boyama, çizimlerde var. Şimdilik resimlerine bakıcaz.



Buna ise pek rabet göstermedi sıpa. Aşağı yukarı tudemden aldıklarımızın aynısı var içeriğinde yine de bir süre oyalayacak bizi.


Her akşam babamızı karşılamaya çıkıyoruz.Kitapları elinde gördüğünde alıp yolun ortasında bakacaktı neredeyse eve gidesiye çıldırdı.Ne büyük bir aşktır bu.Hoşuma gidiyor onu böyle ayaklarını uzatıp kitap karıştırdığını görmek:))

13 Ekim 2009 Salı

Akıllı bebekler ve anneleri

Bu bir blog buluşması değildi. Mesai arkadaşlarıyla geçirdiğimiz kısa,gürültülü,asla hep beraber masaya oturamadığımız, ''dur ,vurma ,annecim onu yerine koyarmısın'' dediğimiz ama bir o kadarda paylaşım yaptığımız bir toplantı oldu.Üç böceğin yanında bir de uğur böceği vardı ki sadece ve sadece o güzel bir şekilde oturup oynadı.Bizim üç veletlerde bir orda bir burda annelerini peşlerinden sürüklediler.

Arda Tuna'mdan 1 ay küçük emeklemesine rağmen hepsinden daha hareketli, sürekli Duru'ya sarılma ve öpme çabasındaydı çapkın seniii.

Ege 4 yaşında bir dahi.Okumayı tamamen sökmüş durumda bizi hayretler içinde bırakıyor annesiyle birebir tartışırken.

Duru tam bir hanımefendi tüm gün boyunca hiç istifini bozmadan oyuncaklarla oynadı, oturdu prenses.

Tunamı tanıyorsunuz her üçünüde ağzı bir karış açık izledi, şaşırdı.Eve çok arkadaşı gelmeyince. Bir ara Arda fırının kapağını açınca işaret parmağını sallayıp,kaşlarını çatarak '' ııı ııı'' deyip abilik yaparken yakaladım.
Güzel bir gündü teşekkür ederiz







Tunamın bakışlarına bakarmısınız?

9 Ekim 2009 Cuma

Sosyalleşme ve aktiviteler

Yazmadan geçemiyeceğim. Tosunumun büyümesine günbe gün şahit oluyorum.Daha dün oturdu emekledi yürüdü derken artık sosyalleşmede farklı adımlar atmaya başladık.Şimdiye kadar parkta kendi başına oynar,çevreyi izler, arkadaşlarını uzaktan izlerdi. Artık büyüdü ya beraber oynuyorlar. Hatta evvelisi gün beni çok mutlu eden bir olay yaşandı.
-Annecim git arkadaşlarına '' merhaba de '' dedim.
Usulca gitti, kendisinden büyük abisine elini uzattı. Abisi ne olduğunu anlamadan elini tuttu ve tokalaştı. Bir güzel salladı ki elini.. İki annede gülünce bide kendine alkış yaptı tosunum.Şimdi her akşam birini bulup tokalaşıyoruz.

Büyümenin başka adımlarından biride ,aylar önce bıraktığım ABA eğitimine geri dönmem. İlki kadar çok sıkı olmasada ara sıra uğraşıyordum emeğimi yavaş yavaş almaya başladım sanırım ya da daha önce gösterdiklerim Tunamın aklında kalmış. Ben anlamıyor diye hayıflanıp bırakmışken:((
Kelime kartlarımız vardı daha önce yazmıştım. Ara ara onları gösteriyordum.Şimdi söyleyebildiklerini soruyorum.
''Köpek'' kelimesini gösteriyorum;
- Annecim bu ne?
-Haovv haovv!!
''Süt''ü görteriyorum.
-Düü
''Anne''yi,
-Anne anne
'' Baba'' yı,
-Baabbaaa!
Ah birazcıkda dilimiz çözülse.

Başka yaptığımız etkinliklerde karşıtlar.Daha çok kitaptan gösteriyorum.Uzun-kısa kalem,kirli- temiz çizme, siyah- beyaz kedi vs. Sorduğum zaman bana gösterebiliyor. Ama belkide şanstır diye düşünüyorum sonuçta %50 sansı var. Bazen yanılıyor çünkü. Evdekimateryalleri kullanmaya başladık.

Hergün mutlaka 10-15 dakika yarım saatten aktivite adı altında 3 adet oyunumuz oluyor.

Bunlardan biri kitap okumak En çok sevdiği kısım bu kucağıma geri geri gelerek önce bir güzel poposunu dayıyor.Sonra bir güzel başlıyoruz anlatmaya.10-15 dakikadan fazlasında çocukların ilgisi dağılıyor genelde ama kitap okumada biz bu süreyi aşabiliyoruz bazen kitap yeniyse tabi.Henüz seri bir şekilde okumaktan hoşlanmıyoruz. Eskilerden sıkıldık yeni kitaplarımızsa yolda siparişini verdik.

Diğeri boya yapmak. Boya yapmak çok uzun sürmüyor. Çünkü belli bir zamandan sonra yemeye başlıyor ya da etrafı boyamaya.

Bunun dışında nohutlarımızla kaşık tutmayı öğrenmeye çalışıyoruz ama hala istemiyor.Kaşığı vurmaya başlıyor,bırakıyor. Elle almak daha kolay di mi ama..
Arada ABA eğitimi veriyorum amAsıkılınca hemen bırakıyorum. her kartda en fazla 3 saniye gösteriliyor.
Dans etmek, oyuncaklarını toplamak, anneyle çamaşır asmak, yerleri bezle silmek vs. ev işleri tosunu oyalayan, kendinin faydalı olduğuna inanmasını sağlayan oyunlarımız.

4 Ekim 2009 Pazar

Bunları biliyormuydunuz?

Kafamda dolaşan hiç birşey yok ama yazasım var ne yazacağım bilmiyorum iyi mi?
Yağmurlu bir pazar oldu bu hafta kocam canım sıkılıyo diye kendini dışarı attı. Tunam odasında uyuyor rüya görüyor sanırım gözleri kıpır kıpır üstünü örttüm. Bende attım kendimi blog alemine arkadaşların yazılarını okudum.Bugün hiç verimli bir gün olmadı benim için.Şu günlerde kendim için birşeyler yapasım var dilediğimce alışveriş yapmak,canımın istediği vakitte film izlemek, saatlerce kitap okumak,istediğim vakite kadar uyumak,hatta yorulasıya temizlik yapmak, Tunama her vakit birşey olmasın kaygısını taşımamak ve sürekli bu sorumluluğu üzerimde hissetmemek, mek, mak,mak vs vs..
Hepimiz istiyoruz bunları biliyorum ama benim gibi aileleri yanında olmayanlar için bu bir kat daha zor. Ve bu koşuşturmaca artık hiç bitmeyecek çocuklar büyüse bile. Tamamen özgür kaldığımız günler geride kaldı.
Neyse bu istekler hiç bitmez..

Biliyormuydunuz?
* Çok uzun zamandan beri Tunamın ayakkabısını nereye koyacağını bildiğini ve koyduğunu,

* Yatağına bitişik basamaklı bir sürgülü dolabı olduğunu, sabah istediğinde oradan oyuncaklarını aldığını ve yatarken onları yerleştirip yattığını.

* Annesini ona aldığı yeni 5 adet kitabı artık nerdeyse ezberleyip ,sıkılıp ,artık bakmak istemediğini,

*Kitapların içindeki değişik hayvanların isimlerini bildiğini. Galago, lemur, koala,kanguru,penguen,örümcek vs..

*Oğlumun 5 'e kadar sayabildiğini '' bii, bii, bii, bii, biiiii'':))

*Kağıt yerine sinema sistemi ve duvarları boyadığını..

*Önce ısırıp sonra ısırdığı yeri özür dilemek için öptüğünü,

*Diş ağrısı yoksa sabaha kadar uyuduğunu,

*Karınca, sinek, örümcek, burnundaki sümük, inmek ,çıkmak bunların hepsinin onun için '' mii'' olduğunu,

*Artık herşeyi ağlayarak istemeye başladığını,

*Alt dudağını büzerek üzgün çocuk olduğunu,

* Ananeye kaşlarını çatarak çok kızdığını,

*Sütünü pipetten hüpleyte hüplete içtiğini,

*Verilen komutları arka arkaya yerine getirebildiğini,

*Lüle lüle olan saçlarının (kısada olsa, sarkık yanaklarının( çok yağımız kalmasa)koştuğunda zıpladığını,

* Pazardan gelirken babasına yardım edip eve kadar maydanoz ,dere otunu taşıdığını,

*Doğduğundan beri asla önlük taktıramadığımızı,

* Oğlumun ismini söyleyebildiğini,
- Oğlum Ömer de anneciğim
- Onü!
- Şimdi de Tuna de bakalım
- Dun dun :)

* Annesinin omuzlarına masaj yapabildiğini,

*Her sabah kalktığında ya da yattığında Winnie ve arkadaşlarına el sallayıp günaydın, iyi geceler dediğini,
Biliyormuydunuz?

30 Eylül 2009 Çarşamba

Sabır sabır

16. ayımıza girdik.15. aydan çok büyük değişiklikler olmadı.Sadece karşıma daha sabırsız , her şeyin anında olmasını isteyen , bağırdıkça bizim bakışlarımızı görüp daha çok bağıran bir Tuna ortaya çıktı bu ay.
Benim okula başlamam, kendini farketmeye başlaması ve 1 aydır patlamayıp üstüne üstlük deri altına kan oturan dişin rahatsızlığı böyle bir kimya yarattı Tuna'mdaBu dönemi atlatmanın tek yolunun sabırdan geçtiğini, anne ve babanın birlikte hareket etmesi gerektiğini biliyorum.Şimdiye kadar hep sakin hiç problem çıkarmayan bir kişiliğe sahip olan Tunamın bu halleri bizi biraz zorlamaya başladı.Anne baba olarak bu konuda ikimizinde yaptığımız yalnışlar var.Sanırım ikimiz niye bu çocuk sebepsiz yere ağlıyorki? Her istediği anında olmaz ki? gibi sorular soruyoruz ve Tunamında her çocuk gibi böyle bir süreçten geçeceğini yeni yeni sindirmeye çalışıyoruz.Ve bu konuların onun yanında konuşulmaması gerektiğini bir kez daha görüyoruz.Çünkü her şeyi anlıyor.( Babaaa sana ve bana güzel bir seminere çekicem)

Anne: Babası bugün oğlun beni fena ısırdı ne yapcaz gidgide huyu değişmeye başlıyor?
Çocuk bakar, sırıtır ve anne ya da babayı ısırmaya çalışır:))

Bir ara sürekli yüzümüze vuruyordu onu atlatmaya başladık ama ısırmaya döndü olay. Ama tam ağzını elime yanaştırıyor bu durumda elimi çekmiyorum. '' Annecim ısırınca canım yanıyor deyince'' hemen geri adım atıyor. Demekki anneye burdan bir ders daha çıkıyor sakince olayı büyütmeden konuyu açıklarsan sorunda çözülmüş oluyor.

Yok ben anladım bu işi sorun şurda biz ebeveynlerin yaptığı yalnış sürekli onlara emir verip kendi istediklerini yaptırmaya çalışması, sabredememeleri, karşımızdakininde bir birey olduğunu unutmaları.
Evvett olayı anladım ama işi nasıl çözümleyeceğim bakalım.

Ps: Bu çıkacak dişe kan oturması normalmidir bir bilginiz var mı?

28 Eylül 2009 Pazartesi

Ailede disiplin 2

Ahanda başka disiplin yolları. Acaba tanıdık geliyormu bir yerlerden? Biraz uzun oldu ama


Çocukların gösterdiği uyum ve davranış sorunlarının nedenlerinden birisi de anababalarının onlara uygun sınırlar koymamalarıdır. Bazı ailelerde disiplin yok gibidir. Çocuğun tüm davranışları hoşgörüyle karşılanır. “Çocuktur yapar”, “O daha çok küçük yüklenmeyelim” düşünceleriyle çocuğa sınırsız haklar tanınır.

Çocuk istenmeyen bir şey yaptığında anababa yumuşak bir şekilde “Yapma” mesajı verir, defalarca aynı mesajı tekrarladıktan sonra ikna edici nedenler ve açıklamalarda bulunulur. Bu arada çocuk istediği şeyi yapmaya devam etmektedir. Bazı evlerde ise disiplin vardır ancak ne zaman, nerede uygulanacağı belirsizdir. Annebabanın tutumu aşırı hoşgörü ile sert cezalandırmalar arasında gidip gelmektedir. Normalde izin verilmeyen bir davranış, anne babanın uğraşacak zamanı olmadığında ya da keyifleri yerinde olduğunda görmezlikten gelinir. Çocuk nerede durması gerektiğini bilemez. Davranışlarını “Ne zaman yaparsam cezadan kurtulurum” sorusuna göre ayarlar.Anne babalar kendi ruh durumları, çocuğun yapısı ve çevre koşulları nedeniyle çocuklarına karşı tutarsız davranabilirler. Hiçbir evde her zaman tutarlı olmak mümkün değildir. Burada sözü edilen tutarsızlık sürekli devam eden tutarsızlıktır. Birgün görmezlikten gelinen davranış, ertesi gün ağır ceza görüyorsa, annenin yaptığını baba bozuyor ya da babanın verdiği cezaya anne karşı çıkıyorsa, tutarsızlık gerçekten vardır. Tutarlı olmayan yaklaşım gevşek ve katı tutumların tüm sakıncalarını taşır. Çocukların sorumluluk almalarını engeller hem de onları aşırı deneme ve isyana teşvik eder. Tutarsız yaklaşım içinde annelerin sık başvurduğu yollardan birisi de acındırma yoludur. “Beni çok üzüyorsun”, “Sizin yüzünüzden hasta oldum”, “Beni birazcık seviyorsan yapma” diyerek çocuğun söz dinlemesini sağlamaya çalışan anneler vardır. Bu yolla çocuk endişelenir ama yine söz dinlemez hatta daha hırçın davranır. Bütün gün bağıran, azarlayan, söylenen anneler vardır. Çocuk davranışını annenin ses tonuna göre ayarlamayı öğrenmiştir. Anne en yüksek ses tonuyla bağırmadan söz dinlemez. Babaya şikayet etmek, babanın öfkesiyle korkutmak da diğerbir tutarsız yaklaşım örneğidir. Akşam baba eve gelinceönce çocukların bütün gün yaptıkları anlatılır daha sonra “Bu seferlik affet babası bir daha yapmayacağına söz versin” denilerek babayla çocukların arasına girilir. Çocuk uyarıların uygulanmayacığını öğrenir, ertesi gün aynı senaryo tekrar yaşanır. Uygulanması sakıncalı olan ama anababaların sık başvurduğu yöntemlerden birisi de çocuğa küsmektir. “Konuşma benimle, ben senin annen değilim”, “Git başka anne bul” cümleleriyle çocuğu yola getirmeye çalışmak ve bunu uzun süre sürdürmek çocuğa küsmeyi öğretir. Çocuk tedirgin olur ve annenin kendisiyle barışması için elinden geleni yapar. Sonunda zaten vicdanı rahat olmayan anne hiçbirşey olmamış gibi barışır. Bazen anne çocuk arasındaki ilişki küslük öncesinkinden daha yakın olur.
Bir disiplin aracı olarak söz edilmesi uygun olmayan ama günümüzde halen uygulanmakta olduğu için üzerinde durulacak bir yöntem dayaktır. Dayak bir anlık öfke ile başvurulan, çoğu kez amacını aşan bir cezadır. Öğretici değeri olmayan, etkisi kısa süren bir yıldırma yöntemidir. Dayak yiyen çocuklar çoğunlukla neden dayak yediklerini unuturlar. O gün babasının kendisini dövdüğünden yakınan bir çocuğa o gün neler olduğu sorulduğunda, olayı hatırlamadığını söyleyecektir. Aklında kalan tek şey dayak yemiş olduğudur. Disiplin, bir eğitim aracı olarak düşünüldüğünde korkutma, utandırma, gururunu kırma gibi kavramlarla iç içe olmamalıdır. Disiplinin iki temel amacı vardır; Birincisi, çocuğa anlaşılır, kesin ve sınırları olan, güvenli bir ortam sunmaktır. Bu ortam çocuğun sağlıklı gelişimi için gereklidir. Disiplinin ikinci amacı ise, çocuğun kendi kendini yönetme yeteneği yani özdenetim kazanmasıdır. Çocuk denetim altında değilken de öğrendiklerini uygulayabilmeli, kurallara uymayı sürdürebilmelidir. Anababası yanındayken kurallara uyan, ama denetim kalkınca çığrından çıkan çocuk özdenetim yeteneği kazanmamış demektir. Bazı anababalar, disiplini, sorun olduğu zamanlarda başvurulacak uygulamalar olarak görürler. “çocuğum söz dinlemediği zaman ne yapmalıyım?”, “Bana vurduğu zaman ben de ona vurabilir miyim?”, “verdiğimiz hiçbir ceza işe yaramıyor, ne yapacağımızı şaşırdık” ifadeleri bu bakış açısını tanımlar. Bu anababalar için disiplin, acil durumlarda dokunulması gereken bir alarm düğmesidir. Böyle bir disiplin anlayışı eğitici değil cezalandırıcıdır. Önceden bir hazırlık yoktur, olay anında tepkisel yaklaşılır. Bu duruma gelmemek için disiplin, yaşamın bir parçası olarak görülmeli, “sorunları önceden önlemek için neler yapmamız gerekiyor” sorusuna yanıt aranmalıdır. Anababaların etkili ve kesin sınırlar koyamamasının bir nedeni de çocuklarının sevgisini kaybetme korkularıdır. Çocuklar anababanın bu korkusunu hissederler ve sınırlarla karşılaştıklarında onları sevmemekle tehdit ederler. “sen kötü bir annesin, senden nefret ediyorum”, “çok acımazsızsın, beni hiç sevmiyorsun” gibi cümlelerle annebabaya geri adım attırmayı başarırlar. Hiçbir çocuk sınırları isteyerek, memnuniyetle kabul etmez. Çocuğun kural koyan anababaya “Bu kuralları benim iyiliğim için koyduğunuzu biliyorum, iyi ki kurallarınız var” demesini beklemek yanlıştır. Anababa olmanın zor taraflarından birisi de konulan kurallar nedeniyle çocuğun kızgın olmasını tolore edebilmek ve geri adım atmamaktır. Çocuğuyla yakın ilişki kurmayı onunla “arkadaş” gibi olmakla karıştıran anababalar da vardır. Arkadaşlık ilişkisinde eşitlik vardır, taraflar biribirlerine öneride bulunabilir, kararlar uzlaşarak alınır, yaptırım yoktur. Önerilen şey istenirse yapıluır, istenmezse yapılmaz. Oysa çocuklar için evde tutarlı kurallar ve sınırlar koyan, sevgi ve destek veren bir anababa gereklidir. Anababa sınırını koymalı, çok memnun olmasa bile uygulamaya devam etmelidir.


Disiplin İçin Önemli İlkeler

1. Tutarlılık disiplin için en önemli ilkelerden biridir. Anababa çocuğu uygun olmayan bir isteğine birkaç kez “Hayır” dedikten sonra sonunda “Evet” diyorsa, çocuk ısrar etmesinin işe yaradığını öğrenecektir.
2. Anababanın sözbirliği ve işbirliğ yapması disiplin için gereklidir. Anne çocuğa “Dışarı çıkmadan önce oyuncaklarını topla” dediğinde baba “Bırak gitsin, arkadaşları bekliyor” diyorsa çocuk işine gelen kuralları dinleyecektir.
3. Anababa davranışlarıyla çocuğa örnek olduğunu unutmamalıdır. Anne baba öğrettikleri kuralları kendilerinin de sergiliyor olması gerekir. Kardeşine vurduğu için çocuğunu döven bir baba “kimsenin kimseye vurmaması gerekir” kuralını önce kendisi bozmuş olur. Çocuklar anababaların birbirilerine nasıl davrandıklarını gözlemlerler. Eşini sürekli eleştiren ya da ona alaycı bir şekilde yaklaşan bir babanın yanında çocuğun kardeşine olumlu ve saygılı davranması beklenemez.
(Yukarıdaki bilgiler bir siteden alıntıdır.)