11 Şubat 2009 Çarşamba

Annneee






Ve döndüm. 3 haftadır bilgisayarın başına geçipte birşey yazamıyordum sonunda bu gün oturabildim bunda uyku süresi gittikçe azalan Tuna'mın katkısı büyük tabii..
Bu arada Sibel ablam ve yiğenim Doğukan bizdelerdi zaman akıp gidiverdi ellerimizden nasıl olduğunu anlamadan geçti ve yine yalnızım..
vee artık oğlum ''annee'' diyor bunun yanında dede de demeye başladı kelime dağarcığımızda şu anda baba, mama, anne ve dede var birde anlamsız birsürü heceler.. Kelimeler dışındada ritim tutuyor benim küçük oğlum Barış Manço'nun ''arkadaşım eşşek'' şarkısını nerde duysa kafa sallıyor, gövdesini ileri geri sallayıp duruyor...
Babamız öpmesinide öğretti ona dudağını getirip yanağımıza dayıyor güya öpüyor kendi aklınca , üst yan dişlerimizde geliyor, artık sürekli parmak uçlarımıza basmıyoruz tabanımızıda kullanıyoruz belli ki yürümek istiyor kendince L koltuğun bir tarafından başlıyor diğer ucuna kadar sıralanıyor oğlum, dönen tekerlek gibi şeylere bugünlerde sardı bulaşık makinesini açar açmaz sepetinin gidip gelmesini sağlayan tekerlekleriyle oynuyor, geçende de pantolunun üstüne tek bir bulgur tanesi düşmüş o ufacık parmaklarıyla bir o eline geçirdi bir bu eline yerdeki en ufak şeyle oynamaya başlıyor..sandalyesindeyken yere birşey atıp sonra uzanarak nereye gittiğine bakıyor , süpürgeden ve balondan çok korkuyoruz yanına yaklaşmıyor bile..
Ne çok şey sığmış 3 haftaya ve daha yazamadıklarım bu günlerde bunalım takılıyorum lohusalıkda yaşamadığım depresyonu şimdimi yaşıyorum ne? sevgili kopcamda bu durumdan nasibini alıyor onuda sürekli yanımda istiyorum gerçi bu her zaman öyleydi ama.. belkide İzmir'in erkenden bahar havası gibi bir hale bürünmesi 8 aydan beri evde olmak... arkadaşlarımı özledim dışarı arkanda bıraktığın düşüneceğin kimse olmadan alışveriş yapmak, gezmek,çalışmak, özledimm özledimm... ve bundan sonra bunları yaparken hep Tuna'yı hesap ederek güne başlamak... Sonra onun bana bakışları geliyor aklıma ya da sinirlenmesi ya da gülmesi ya da emeklemesi ya da ya da herşeyi.. birden tüm kötü düşünceler yorgunluğum buhar olup uçuyor.
Geçen Beyaz Melek'i izledim başından sonuna kadar ağladım oğlum uyandığında ona sarılarak tekrar ağladım nasıl bir evlat anne babayı bırakabilir bu kadar verilen emeklerden sonra Allahım hayırlı bir evlat olur inşallah ve bizlerde..

1 yorum:

TONTİSADA dedi ki...

çok güzel yazmışsın Esracım.Ama aıl anne babamızın kıymetini bir bebeğe emek verdikten sonra anlıyoruz maalesef.Biz yine rahat büyütüyoruz bebeklerimizi.Eskiden böylemiymiş.Ev kalabalık,büyükler evde,misafir hiç bitmez,yemek yapmak lazım,evi temizlemek lazım.eskiden herşeyi gelin yaparmış bir de.Annem ''sabah kalkardım kahvaltı hazırlardım,midem bulanırdı,gidip kusardım,sonra devam ederdim,kimse anlamzdı'' dedi.Ben ne yaptım midem bulanıyor diye kendimi annemin kucağına attım.Canım istemezse temizlik yapmıyorum,canım isterse geziyorum.şimdi hayatımız kolay.valla ben annemin zamanında olsaydım nasıl idare ederdim bilmiyorum.Zor valla zor...