11 Ocak 2009 Pazar

...








7 ay doldu dolacak. Uzakta şu sıralar en çok yapmaktan hoşlandığın şeyi yapıyorda olsan emzirme minderini belime yerleştirir yerleştirmez hızlı hızlı yarı yalpalayadak yarı düşe kalka, tam telaffuz edemesemde '' aııyyyy aıııyyy'' diyerek bogazından çıkardığın o anlamsız seslerle, sırıta sırata gelişin yokmu...
(Nasıl birşey bu annelik anne olunca anlaşılıyormuş dedikleri doğru bunu herhalde en çok kendi annemizden duymusuzdur.)
Tırmanmayı çok seviyorsun en çokta televizyon ve telefon kablolarına çekiştirerek.
Bilgisayar kasasına bağlı olan fotoğraf makinesinin kablosunun bir ucunu ağzına sokarak tadına bakmayımı desem, yoksa dişini kaşımayımı desem çok seviyorsun Ve sonra bilgisayar ekranından gelen yazıyı anne görür ''USB aygıtı tanınamıyor''...
En çok hoşuna giden ise emeklerken nerede soğuk zemin var orada durman , üşütecek korkusuyla annenin yüreğine indirmen herhalde...
İnsanı bazen çileden çıkaran sesimle sana şarkılar söylediğimde alkış yapıp , çığlıklarınla bana eşlik ederek sahnedeymişim havasını verdiriyorsun..
Koca yarım bir muzu ağzına sokarak '' namm namm '' sesleri çıkararak beni mutlu ediyorsun ...
Büyük taze soganı ''kırt kırt'' kemirerek sonrada dünyanın en güzel kokularını yayıyorsun...
Babanın tüm '' hayır'' komutlarını sırıtarak ihlal ediyorsun ...
Sana aldığımız babanın '' bunların hepsini borç hanene yazıyorum'' diyerek söylenip durduğu oyuncaklarına bakmayarak nerde kablo, priz, kağıt var ona saldırıyorsun...
Uykunda inleyip ağlayarak içimi eritiyorsun...
Yeni çıkan üst dişlerini işte burdalar dercesine ya tak tak vuruyorsun ya da gırc gırc birbirinE sürtüyorsun..
Önüne gelen herkeze sırıtıp yüzlerine elliyorsun alışveriş merkezinde tüm kızlar aşık oğluma babasıda bunu fırsat biliyor oğluyla yalnız çıkacakmış gezmelere..
Suyu kaşıkla içmiyorsun diye suluk aldık, oda olmadı biberon denedik oda olmadı bardak deniyoruz ama nafile böbreklerin kururmu dersin.... ( anne evhamları işte)
Birkaç haftadır yazacağım tutunup kalktığın yerden yana yana küçük adımların var..
Dün her zamanki park gezmelerimizi yaptığımızda '' aaa bak oğlum hav hav'' dediğimde sende '' ovvv ovv'' dedin ama sadece bir kere tesadüf mü acaba?
İki sabahtır babamızın işten eve sabahlara doğru gelmesiyle uyanmasını beklerken ben gözümü açamaz sen cin gibi bakışlarla '' hani oğlum annenin burnu nerde'' gibi sözleri ağzımda gevelerken burnumu mu tuttun ?
Hiç dağınıklığa katlanamayan ben şimdi evimin heryeri dağınık. Duvar kenarlarında yastıklar, tv sehpasına ulaşma çarparsın modlarında yorganlar yastıklar yerlerde köşede bir yerlerde kalmış toplar, küpler, o küçücük ellerin ayakların üşümesin diye nerrde çıplak yer var oralara çarşaflar sermeler..
Yalayıp durduğun parkeleri çamaşır suyuyla silcem diye ellerimin çatlaması...
Gece saat başı kalmalarınla babanla pışpışlamalarımız üstüne acaba üzerini açtımı evhamları... (yinede açık buluyorum üstünü hiç örtülü kalmıyorsun annelerin hakkı bu yüzden ödenmiyor herhalde)
Sana bir şeyler yedireceğim diye şekilden şekile girmelerimiz babanın yeri geldiğinde horon tepmeleri ( ofluyuz ya)
Ne sayayım daha sana babana ve bana yaşatacağın tüm güzellikleri dört gözle bekliyoruz bitanem...

3 yorum:

Baba dedi ki...

Hayat sizinle güzel. İkinizi de çok seviyorum. Canım ailem...

TONTİSADA dedi ki...

ne güzel bu sefer uzun uzun yazmışsın Esra.Okuması çok zevkli oluyor.Zaten senin oğlan da maşallah büyüdükçe daha da yakışıklı oluyor.Resimleri yükledikten sonra resim nerde olsun diye bir seçenek var ya,oradan yazıların üstünde kalsını seç.yanında seçince yanındaki boşluğa yazıları koyuyor o yüzden bozuk oluyor...

YAMAN EFE dedi ki...

Maşallah kuzucuğa,gülmeleri bir ömre bedel...